Bugün efkârım var, değmeyin yarama dostlar
Elemimi bir gönlüm bilir, bir de dilsiz duvarlar
Bir yar gider olmuş, eli değmeden elime
Gönlü bana lâl olmuş, yüzü gülsün ellere
Ben bir garip yolcuyum, hayat yolculuğunda
Sevgiyi arar idim, gurbetin bağlarında
Düşman değil dost idim, sevmeyi özler idim
Yusuf gibi yittiğim, aşkın kör kuyularında
Yusuf bir bülbül gibi, konmuştu gül dalına
Ötme Yusufçuk ötme, kaderini çağırma
Ah, bülbülün kalbine, aşkı sığmadı gitti
Gül bülbüle güldükçe, rüyaya daldı gitti
Gülün dikenleri, bülbülün toy kalbini
Tam 17 yerinden kanatıp deldi geçti
Bülbül canı yandıkça, döktürdü şarkısını
Gül bu, yanan bülbülün haline güldü geçti
Bülbül aşkın âl renginde kalp şarâbını içti
Gül bülbülü görünce, cansız yatarken yerde
Tarifi imkansiz derin bir hüzne daldı
Ey bülbül söyle bana, gül yüzün niye soldu?
Bülbül kalpsizdi artık, ölümüne susuyordu
Gül sonbahar mevsimi, yapayalnız soluyordu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder