15 Ocak 2025 Çarşamba

Bir Dilek Tut (version1 & version2)

(v.1)

Bir dilek tut, içinde ayrılık olmasın...
Bir dilek tut,
Sağ elime sarıl, sarı sevdalı bulut...
Yeni bir güneş ol da içimi ısıt,
Yeni bir hayat ol yarınlara açılan..

Bir dilek tut ve seni benimle unut...
Gözlerin sözlerimde kaybolmasın...
Bir dilek tut ve asla bırakma ellerimi...
Yokluğunla saçlarıma kar yağmasın.

Bir dilek tut ve kara sevdamı kurut...
Yar akıt, sır tutan ellerime,
Can akıt ah eden dillerime...
Sözlerin gözlerine,
Sevmelerin kalbine hapsolmasın...

Bir dilek tut, ve...
Ne senden beni at,
Ne de seni benden azalt…
Süslü sözlerimi bir gram sevgine sat...

Bir dilek tut!...

10 Mart 2010

***

(v.2)




Bir dilek tut yeniden,  
Artık üzülmesin çocuklar,
Bu umarsızlık neden?
  
Masumları vuramasın katil bombalar,
Silahlar zalimlerden toplansın,
Silinsin tarihten soykırımcılar...   

Bir dilek tut yeniden,  
Kazınsın savaşlar,
Dünya üzerinden...

Çocukların bir damla daha 
Gözyaşı düşmesin yere...
Bitsin artık savaşlar...

Elbet birgün adalet,
Zalimleri de haklar...

Gazzeli, Ukraynalı, 
Uygur diye bakmayın...
İnsandır, insan kalan...
Ve herkesin kanı kırmızı akar...   

Bir dilek tut yeniden,
Sağ elime sarıl, kana bulanan bulut,
Melek ol da in göklerden,
Topraktan diril de gel...
Güçlenerek gel... 
Hem de öyle bir güçlen ki,
Bir nefeste mum gibi...
Söndür zulmün ateşini...

Yok et bütün acıları,
Çocuklara sarıl,   
Doyur tüm açları..
Sil gözyaşlarını, 
Yine gelsin bahar...

Bir dilek tut yeniden,
Ana-babasız yetimlerin,
Evladını kaybedenin,
Acılarını bir nefeste yut...

Bir dilek tut yeniden,  
Söndür masumun yüreğindeki ateşi...
Bu zulmün tarihte görülmedi pek bir eşi..

Yapabilirsen eğer...  
Savaşların bitip,
Barışın geri geleceğine,  
Yeniden inandır bizi...
    
Dünyayı bu bitimsiz kabuslardan uyandır! 

Zira seyre durduğun bu yangında yanan,  
senin vicdanındır!
15 Ocak 2025

28 Aralık 2022 Çarşamba

neden?

Tam sana yüreğimi çözmeye hazırlanırken,
Susmalardan bir roman yazdın bana sen.

26 Haziran 2022 Pazar

istanbul

denizinin köpük köpük dalgalarında,

hayallerimi yüzdürdüğüm şehirsin, 

yüz-tanbul...


varlığında baş ağrım,

yokluğunda kalp sızım,

sızı-tanbul


hem ilk aşkım,

hem hayal kırıklığım,

düşkıran-bul.


ne senden uzaktayım,

ne de içinde huzurla.

alamadığım o tertemiz nefesimsin,

pis-tanbul.


geçimsiz gençlik aşkımsın benim...

aşk-tanbul...


en deli zamanlarımda,

kalabalıklardaki yalnızlığımın,

en kalabalık ve en büyük şahidisin...


şiirlerimin şairi,

balık ekmeğimdeki kılçık,

trafiğimde keşmekeş,

düzenli çektiğim egzoz gazımsın.

gaz-tanbul...


seni terkeden son istanbullu,

ve en yeni egeli,

tabiat dolu yeni sakin hayatında,

İstanbul'un kaosunu özlemekten,

boğulsun dursun..


ya kafayı çok dinlemekten,

ya da aşırı oksijenden.


huzur veren ve huzur da çalan, 

tenha dolu o en sessizlikten,

sıkıntıdan patlasın 

-ama- 

kimse bişey duymasın

emi.


ey İstanbul,

bana sen öğrettin

sosyal yaşamında kavgalar edip

yine sende dinlenmeyi.

gün batımında adalara bakıp,

çaya bir simit banmayı...

manzara eşliğinde,

aman, simidimi martı kaptı.


bu şiir de bitmeyecek

çünkü göç bitmeyecek,

İstanbul'u İstanbul'a sığdırmaya,

kimin gücü yetecek?


İstan-bula bula,

her yolunu kaybeden,

önüne de ilk gelen,

yabancılara mı kalsın?


olamadıysa bize daim yurt,

kendi kendini arasın dursun.

kendini kendi içinde kaybedip, 

hatıralarımızda bulsun.


nereye istersen oraya git

huzursa aradığın şayet,

kendine şunu ezberlet,


dünyanın öbür ucuna da gitsen,

sen artık bir İstanbul'sun.


bak evlat,

İstanbul'u böyle yenemezsin,


onda varken seni tüketir,

sen onda yok olursun,

hele bu bir kenara dursun,


onda yokken onu özler,

onu düşünür düşünür, 

onun sevgisiyle yanar da yanar,

yine onunla var olursun...


ve istanbul'unursun...


sen topraksız bir bitki gibi dünyayı gezersin de,

bambaşka bir şehirde kök salarsın da,

her çiçeğinde yeni bir istanbul açar da, 


mis-tanbul olursun.

12 Mart 2022 Cumartesi

Mütevazi olalım

Bende benden fazlası var.  
Sende de senden fazlası... 
 
Hepimizin içindeki ruh,
Aynı yerden besleniyor.  

Adını sen koy... 
Varılmamış köy. 

Buradan yeşerttiğimiz bir hayatın, 
Sinopsisini yaşıyoruz. 

Hayattaki en değerli şey biz miyiz? 
Ama hayatımızın kalbinde biz, ne çok şeyiz...
   
Toplumun gördüğü kadarından ibaret değiliz.
  
Hepimizin derinliklerinde yatan saf bişeyler var...
 
Beni ilgilendiren kısmı,
Tam da orası. 

Alışverişse, 
Toplumun algıladığı kadarı.  

Eğilsem oralara, 
Yıldızlar, ay bana küser. 

Diyeceksin ki ey şaşkın,
Senin boyun kaç arşın?

Küçük dağları sen mi yarattın? 

Mesele benim boyumun değdiği yer değil ki yeğen.  

Senin için senin görebildiğin kadarım...
Ay ve yıldızlar için onlara eğilecek kadarım...

Biraz mütevazi olalım!

3 Ekim 2021 Pazar

Yol

"Biz sevmeyi bilmiyoruz..
  Öğretmediler sevemiyoruz
."


Yıllarca aşkı yol gibi sermişsin önüne..

O ise basıp geçmiş...

Giderse gitsin herkes yoluna,

Kimi aşk yoluna, kimi ise... 
                                        yoluna.