19 Aralık 2014 Cuma

Ruhname

Bir derde düşmüşem, devası dertte gizli
Bir yar'e düşmüşem, kalbi aşka kilitli
Bir diyare düşmüşem, eve dönüş kapalı
Bir dara düşmüşem, gönülde dost aralı

Bir dağa çıkmışam, inmezem onurumdan
Bir kalbe küsmüşem, sevmezem gururumdan
Bir hayale düşmüşem, durupdur uzaklarda
Bir duygu istemişem, anlaya ruhumuzdan

Sevgi saygı yok ise, sözün zehirdir senin
Sen tatlı söz söyleyiver, işin kötüsü benim
Yapmaz isen iyilik, ne kalp görür ne beyin
İncitirsen gönlümü, uzaklaşır bedenim

Kalbimi arıyorsan, incittiğin yerdedir
Bedenimi arıyorsan, ruhu yok mezardadır
Beynimi arıyorsan, sözünü bil de söyle
Kulağımı arıyorsan, yürüdü gönlüm ile

Cansız Bülbül, Solan Gül

Bugün efkârım var, değmeyin yarama dostlar
Elemimi bir gönlüm bilir, bir de dilsiz duvarlar
Bir yar gider olmuş, eli değmeden elime
Gönlü bana lâl olmuş, yüzü gülsün ellere

Ben bir garip yolcuyum, hayat yolculuğunda
Sevgiyi arar idim, gurbetin bağlarında
Düşman değil dost idim, sevmeyi özler idim
Yusuf gibi yittiğim, aşkın kör kuyularında

Yusuf bir bülbül gibi, konmuştu gül dalına
Ötme Yusufçuk ötme, kaderini çağırma
Ah, bülbülün kalbine, aşkı sığmadı gitti
Gül bülbüle güldükçe, rüyaya daldı gitti

Gülün dikenleri, bülbülün toy kalbini
Tam 17 yerinden kanatıp deldi geçti
Bülbül canı yandıkça, döktürdü şarkısını
Gül bu, yanan bülbülün haline güldü geçti

Bülbül aşkın âl renginde kalp şarâb
ını içti
Gül bülbülü görünce, cansız yatarken yerde
Tarifi imkansiz derin bir h
üzne daldı
Ey bülbül söyle bana, gül yüzün niye soldu?

Bülbül kalpsizdi artık, ölüm
üne susuyordu
Gül sonbahar mevsimi, yapayalnız soluyordu