Yürüyorum...
Sırtımda bir kambur, belimde ağrı.
Kalbimde ise bambaşka bir acı.
Adeta yanıyor içimde bişey.
Beynimde sorular, konuşup duruyor..
Neden ben yine yalnız...
Neden hep yarım heves, ben yine hüzünlerde..
Bana gitmek düşer o diyardan yine...
Bana düşen ayrılmak o cânım yardan işte.
Ölene dek seveceğimi bilsem de.
Sevilmemek en büyük yük oldu işte.
Yürüyorum işte uzaklara doğru.
Ağaçlar bana bakar, bense yollara.
Yollar çukur kazmayın bana,
Görmeyin yaşarken öldüğümü,
Bilmeyin kalbimin ağladığını,
Bakmayın gözyaşlarıma,
Sadece uzayın ve hiç bitmeyin...
İnsanlar gelip geçiyor yanımdan...
Çocuklar oynuyor korkusuzca.
Bense çoktan geçmişim bu diyardan..
Ben çoktan ölmüşüm bu aşktan
Sanıyorsun ki ben ölüyorum acıdan,
Ben acıdan değil,
Sevgisizlikten ölmüşüm.
Beni öldüren budur...
Sensizlik değil.
Seninle olan sensizlik büyükmüş hepsinden..
O her güzel şeye ilgi gösteren varlık
Beni görmez olmuş,
O her yere sevgiyle dokunan kalp,
Beni unutmuş,
O baktığı yerde çiçek açtıran,
Beni karanlıkta görmüş,
Bana ne,
Bu dokunuş bana değil,
Bu bakış bana değil,
Bu sevgi bana ait değil.
Mantığım diyor ki bana,
Bu kalp senin, benim değil.
Git onu istediğine ver...
Ben yokum nasıl olsa.
Seninle de aynı, sensiz de.
3 Eylül 2014 Çarşamba
2 Eylül 2014 Salı
Aradığınız Mantık'a Ulaşılamıyor
Yanyana bir resmimiz bile yoktu.
Eli elimden üstündü, bir türlü galip gelemedim, onu ellerimde tutamadım.
Bunu düşünmeye iznim dahi yoktu.
Hepsinden önemlisi, gözlerinde, görmeyi umduğum, hep hayalini kurduğum, ruhumdan bile gizli tuttuğum o canlı parlaklığın en ufak bir pırıltısı bile yoktu.
Anlatmadan gözlerimden beni anlasın diye umut etmiştim son kez.
Ama son sohbetimiz bile ölüydü, gözleri, ölü balık gözleri.
Ses tonunda sevginin s'si yoktu.
Ne söylediklerimden bir şey anlıyordu, ne de hissettiklerimi hissedebiliyordu.
Sadece beni anlamış gibi yapıyordu.
İşte...
En acısı da buydu.
O zaman bana düşen pek bir şey yoktu.
Tek bir şey vardı.
Ceketimi alıp o sevgisiz ve aşksız diyardan uzaklara gitmek.
Bir kayboluşa yeniden sürüklenmek.
Belki bu kayboluşta yeniden kendimi bulmak.
Belki o hengamede yeni baştan yok olmak.
Yeniden dirilmek acılardan süzülerek.
Ama ne olursa olsun..
Her şey soğuk bir mezara diri diri girmekten iyidir.
Üzgünüm ama sadece emekler verdim diye değil...
Ben ne emekler verdim de kimse görmedi. Neler çektim de onların ruhu bile duymadı.
Bu kez birisi bunları görmüştü ve hissetmişti bunu biliyorum.
Evet biliyorum, bir zamanlar o da hissetmişti bunları.
Ama o oralarda mantık ararken aradığımız aşk buralarda yoktu.
İşte bu yüzden...
Ben mantıkla kimseyi sevemem.
Çünkü ben kalpten sevmeden, aşkı hissetmeden diri diri ölemem.
Hoşça kal mantık.
Hoşça kal.
.......
Eli elimden üstündü, bir türlü galip gelemedim, onu ellerimde tutamadım.
Bunu düşünmeye iznim dahi yoktu.
Hepsinden önemlisi, gözlerinde, görmeyi umduğum, hep hayalini kurduğum, ruhumdan bile gizli tuttuğum o canlı parlaklığın en ufak bir pırıltısı bile yoktu.
Anlatmadan gözlerimden beni anlasın diye umut etmiştim son kez.
Ama son sohbetimiz bile ölüydü, gözleri, ölü balık gözleri.
Ses tonunda sevginin s'si yoktu.
Ne söylediklerimden bir şey anlıyordu, ne de hissettiklerimi hissedebiliyordu.
Sadece beni anlamış gibi yapıyordu.
İşte...
En acısı da buydu.
O zaman bana düşen pek bir şey yoktu.
Tek bir şey vardı.
Ceketimi alıp o sevgisiz ve aşksız diyardan uzaklara gitmek.
Bir kayboluşa yeniden sürüklenmek.
Belki bu kayboluşta yeniden kendimi bulmak.
Belki o hengamede yeni baştan yok olmak.
Yeniden dirilmek acılardan süzülerek.
Ama ne olursa olsun..
Her şey soğuk bir mezara diri diri girmekten iyidir.
Üzgünüm ama sadece emekler verdim diye değil...
Ben ne emekler verdim de kimse görmedi. Neler çektim de onların ruhu bile duymadı.
Bu kez birisi bunları görmüştü ve hissetmişti bunu biliyorum.
Evet biliyorum, bir zamanlar o da hissetmişti bunları.
Ama o oralarda mantık ararken aradığımız aşk buralarda yoktu.
İşte bu yüzden...
Ben mantıkla kimseyi sevemem.
Çünkü ben kalpten sevmeden, aşkı hissetmeden diri diri ölemem.
Hoşça kal mantık.
Hoşça kal.
.......
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)